İçeriğe atla
Fikri Mülkiyet Hukuku KronikleriDr. Ozan Ali YILDIZAvukat / Marka Vekili
← Kronikler
KronikFikri Mülkiyet HukukuSayı 37

Eser Üzerindeki Manevi Hakların İhlaline Dayalı Manevi Tazminat Talebi

· Telif Hukuku, Haksız Fiil Hukuku

I. ÖZET

Değerlendirmekte olduğumuz karar, davacıya ait eserden usulsüz alıntı yapıldığı iddiasını ve buna dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerini konu almaktadır.

Davacı, “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Cilt 1 Malzeme Bilimi” adlı eserinin sahibi olduğunu, davalı tarafın kendi hazırladığı kitapta bu eserden usulsüz şekilde alıntılar yaptığını iddia etmiş ve maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, davalının davacıya ait eserden usulsüz alıntı yaptığı kanaatine ulaşmış ve davacının maddi tazminat talebini kabul etmiştir. Ancak davacının kişilik hakkının ihlal edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak Yargıtay, manevi hakların ihlal edilmiş olmasının manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için yeterli olduğunu belirtmiş ve bu gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Manevi hakların ihlaline dayalı manevi tazminat talebinin koşulları açısından öğretide bir görüş ayrılığı bulunmaktadır. Bu görüş ayrılığı, değerlendirmekte olduğumuz kararda da etkisini göstermektedir. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay, uyuşmazlığı farklı görüşler çerçevesinde ele almıştır. Aşağıda detaylı şekilde izah edeceğimiz üzere, mahkeme kararlarına yansıyan bu görüşlerin her ikisinin de isabetli olmadığı kanaatindeyiz.

İlgili Kanun Maddeleri: FSEK m. 70/1

II. KARAR: Yargıtay 11. HD, T. 3.10.2024, E. 2024/1080, K. 2024/7053

“…I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde yardımcı doçent doktor unvanıyla görev yaptığını, yıllar süren çalışma ve bilgi birikimini her yıl konu ile ilgili olarak girdiği derslerdeki anlatımlarından oluşan ders notlarını esas alıp geliştirerek “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Cilt 1 Malzeme Bilimi" isimli kitabı oluşturduğunu, bu kitabın basımı için 12.05.2006 tarihinde bağlı olduğu bölüm başkanlığına başvurduğunu, başvuru sürecinin devamında geçmiş yıllarda kendisine hocalık yapması nedeniyle tanıdığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ndeki hocalarından ... ve davalıya 24.05.2006 tarihinde görüş ve önerilerini almak için kitabını sunduğunu, hocalarından ...'ın olumlu görüş bildirmesine karşın davalının kitabı hakkında olumsuz görüş bildirdiğini, buna karşın Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yönetim Kurulu'nca 20.09.2006 tarihinde müvekkilinin kitabının ders kitabı olarak bastırılabileceğine karar verildiğini, davalının, 2007 yılında çıkardığı “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Bilgisi” ve 2008 yılında çıkardığı “Yapı Malzemeleri ve Beton” adlı iki kitapta müvekkiline ait kitaptan hukukun izin verdiği sınırların çok üzerinde ve kaynak belirtilmeden yanlış olan kısımlar da dahil olmak üzere birebir alıntılar yaptığını, davalının bu kitapları ders kitabı olarak öğrencilerine zorunlu tutup bundan menfaat temin ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin eseri üzerindeki maddi ve manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak koşuluyla 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca sözleşme yapılması halinde ödenmesi gereken rayiç bedelin üç katı tutarı olan 9.000,00 TL maddi tazminat ve aynı kanunun 70 inci maddesi gereğince 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının hiç bir kısıtlama ve ölçü getirmeden kendi notlarının bir kısmının kullanılabileceğine dair müvekkiline izin verdiğini, müvekkilince bu izin kapsamında davacıya ait ders notlarından atıf yapılarak yararlanıldığını, davacı tarafından eser vasfına haiz olduğu belirtilen notların umuma arz edilmediğini, bu nedenle eser vasfını haiz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, dava dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi heyet raporu incelendiğinde dosyadaki dava konusu çalışmasının eser niteliğinde olduğu, bu kapsamda 5846 sayılı Kanun'un 1/B maddesinde eser tanımına uygun bir eserin şartlarının oluştuğu, dava dosyası kapsamında eserin ayrıca basılmış ve yayınlanmış olması şartının oluşmamasının eser kapsamındaki nitelendirmeyi etkilemeyeceği, davalının eyleminin iktibas serbestisinin hem şekle hem de esasa ilişkin şartlara uymada yapıldığından yolsuz iktibas teşkil ettiği, davalının dava konusu eser kapsamında bulunan kitabı davacının kitabından sonra hazırladığı, kendisinin ders verirken davacıya ait kitaplardan yararlandığı, davalının eserini oluştururken davacının eserinden yararlandığı ve bu anlamda 5846 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki iktibas kurallarını ihlal etmiş olduğu, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafın uğramış olduğu maddi tazminat miktarının tespitinin yapıldığı, bilirkişi raporlarının birbiri ile çelişkili olmaması, dosya içeriğine uygun, hukuka ve denetime elverişli olduğu, hükme esas alınması gerektiği, raporun nedenlerini açıklayıcı, taraflar, mahkememiz ve kanun yolu denetimine açık ve gerekçeli olması, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğünden mahkememizce hükme esas alınarak davacı tarafın dava dilekçesi ile uğramış olduğu maddi zarara ilişkin 10.000,00 TL talepte bulunduğu, davacı tarafça her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de somut olayda davacı tarafın manevi açıdan herhangi bir kaybının bulunmadığı, manevi açıdan kişilik haklarının zedelendiğine ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı, dosyamız kapsamında davacının, davalının eylemi nedeni ile manevi olarak elem ve ızdırap duymasının ispatlanamamış olması manevi tazminatın amacı ve ölçütleri, tazminatın zenginleştirme ve fakirleştirme amacı taşımaması ilkeleri ile değerlendirildiğinde; manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, eser sahipliğine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 14, 15, 35, 68 ve 70 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Davacı, “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Cilt 1 Malzeme Bilimi" isimli kitabı bulunduğunu, davalının, 2007 yılında çıkardığı “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Bilgisi” ve 2008 yılında çıkardığı “Yapı Malzemeleri ve Beton” adlı iki kitapta müvekkiline ait kitaptan hukukun izin verdiği sınırların çok üzerinde ve kaynak belirtilmeden yanlış olan kısımlar da dahil olmak üzere birebir alıntılar yaptığını, davalının bu kitapları ders kitabı olarak öğrencilerine zorunlu tutup bundan menfaat temin ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin eseri üzerindeki maddi ve manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davalının, davacının eserinden yararlandığı ve iktibas kurallarını ihlal ettiği kabul edilerek maddi tazminata hükmedilmiş, manevi tazminatın koşulları oluşmadığı belirterek manevi tazminata ilişkin talep reddedilmiştir.

Eser sahibinin manevi hakları, eser ile sahibi arasındaki bağ dolayısıyla, eser sahibinin kişiliğine bağlı olarak oluşan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisarı yetkilerdir. Kişilik haklarından farkı, fikri hukuk alanında eser sahibinin manevi hakkının doğumu için, alenileşmiş bir eserin varlığı gereklidir. Mahkemece davacının kitabının eser niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

5846 sayılı FSEK'nin 70/1 maddesinde, manevi hakları haleldar edilen kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabileceği düzenlenmiş olup, somut olayda, davacıya ait kitaptan izinsiz alıntı yapılması suretiyle davacının manevi haklarından FSEK'nin 14 üncü maddesi kapsamında umuma arz salahiyetinin ve aynı Yasa'nın 15 inci maddesi kapsamında eser sahibinin adının belirtilmesi salahiyetinin ihlal edilmiş olduğu ve FSEK'nin 70 inci maddesi kapsamında manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gözetilmeksizin yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”

III. DEĞERLENDİRME

Değerlendirmekte olduğumuz karar, davalı tarafın, davacıya ait “İnşaat Mühendisliğinde Malzeme Cilt 1 Malzeme Bilimi” adlı eserden usulsüz alıntı yapmasından kaynaklanan uyuşmazlığı konu almaktadır. Davacı, davalının bu eylemi sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının eserinden usulsüz alıntı yapıldığı kanaatine ulaşmış ve davacı lehine maddi tazminata hükmetmiştir. Yargıtay da kararın bu yönlerden hukuka uygun olduğu kanaatine ulaşmıştır. Kararın manevi tazminat talebine ilişkin kısmında ise ilk derece mahkemesi ve Yargıtay çelişkiye düşmüştür.

Manevi hakların ihlaline dayalı manevi tazminat talebi, FSEK m. 70/1’de düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, “Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir.” Bu hükümde düzenlenen manevi tazminat talebinin koşulları öğretide farklı şekillerde değerlendirilmektedir.

Bir görüşe göre, eser sahibinin manevi haklarının ihlal edilmiş olması, manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için yeterli değildir; bu eylemin aynı zamanda eser sahibinin kişilik hakkını ihlal ediyor olması gerekir.

Somut olayda, ilk derece mahkemesinin bu görüşü benimsediği anlaşılmaktadır. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

“…davacı tarafça her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de somut olayda davacı tarafın manevi açıdan herhangi bir kaybının bulunmadığı, manevi açıdan kişilik haklarının zedelendiğine ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı, dosyamız kapsamında davacının, davalının eylemi nedeni ile manevi olarak elem ve ızdırap duymasının ispatlanamamış olması manevi tazminatın amacı ve ölçütleri, tazminatın zenginleştirme ve fakirleştirme amacı taşımaması ilkeleri ile değerlendirildiğinde; manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle…”

Görüleceği üzere, ilk derece mahkemesi, manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için manevi hakların ihlalinin yanında ayrıca kişilik hakkının zedelenmiş olduğunun ispatlanmasını aramaktadır.

Öğretide ileri sürülen bir başka görüşe göre ise, manevi hakların ihlali manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için yeterli olup eylemin ayrıca eser sahibinin kişilik hakkını ihlal etmiş olması gerekmez.

Yargıtay’ın verdiği bozma kararında bu görüşü benimsediği anlaşılmaktadır. Yargıtay, kişilik hakkı ile manevi hakların birbirinden farklı olduğunu belirttikten sonra manevi hakların ihlal edilmiş olmasının manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için yeterli olduğunu belirtmiş ve ilk derece mahkemesi kararını bu gerekçe ile bozmuştur. Yargıtay’ın bozma kararının, gerekçesi itibariyle, isabetli olmadığı kanaatindeyiz. Zira sorumluluk hukukunun genel ilkeleri gereği, manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için kişilik hakkının ihlal edilmiş olması gerekmektedir. FSEK m. 70/1 hükmü, sorumluluk hukukunun genel ilkelerinden sapmayı gerektirecek bir düzenleme içermemektedir.

Bununla birlikte, ilk derece mahkemesi kararına yansıyan görüşü de benimsemediğimizi belirtmek isteriz. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay kararlarına sirayet eden bu görüşlerin ortak noktası manevi haklar ile kişilik hakkının birbirinden ayrılmasıdır. Bizim kabul ettiğimiz görüşe göre ise, manevi hakların korunmasına ilişkin FSEK hükümleri, kişilik hakkını koruyan hükümlerin fikir ve sanat eserleri hukuku alanındaki uzantısıdır. Başka bir deyişle, manevi haklar, kişilik hakkı kapsamında korunan değerlerdir. Bu perspektiften bakıldığında, manevi hakların ihlaline neden olan her eylemin zaten kişilik hakkına saldırı oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu görüş benimsenecek olursa, FSEK m. 70/1’e dayalı manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi açısından kişilik hakkının ihlal edilip edilmediği ile ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmayacaktır. İlk derece mahkemesinin kararına bu sebeple katılmamaktayız.

Öte yandan, kişilik hakkının ihlaline neden olan bir eylemin hangi hallerde manevi zarara neden olacağı ayrı bir tartışma konusudur. Öğretide ileri sürülen görüşler ve yargı kararları incelendiğinde, manevi zarar kavramının sübjektif görüş ve objektif görüş olmak üzere iki farklı görüş çerçevesinde açıklandığı görülmektedir. Bir de bu görüşlerin temel esaslarını korumakla birlikte bunlardan türetilen alternatif görüşler bulunmaktadır.

Bu görüşler arasında daha eski olan görüş, sübjektif görüştür. Bu görüşü savunan yazarlara göre, manevi zarar, bir kimsenin kişilik hakkına yönelik saldırı sebebiyle acı ve elem duyması halinde ortaya çıkar. Değerlendirmekte olduğumuz kararda, ilk derece mahkemesi bu görüşü benimsemiş gözükmektedir. Bizim de benimsediğimiz objektif görüşe göre ise, manevi zarar, kişinin iradesi dışında kişilik değerlerinde meydana gelen objektif eksilmedir. Kişilik hakkına saldırı oluşturan hukuka aykırı eylemler, manevi zarara neden olur; bunun için ayrıca kişinin acı ve elem duymuş olması aranmaz.

Benimsediğimiz bu görüşler çerçevesinde, FSEK m. 14-17’de düzenlenen manevi hakların ihlal edildiği her durumda manevi tazminat talebinin ileri sürülebilmesi gerekir.

Av. Dr. Ozan Ali Yıldız

Paylaş