Reklam Senaryosunun Eser Sahibinin İzni Olmaksızın Reklam Filmine Dönüştürülmesinin Mali Haklara Etkisi
I. ÖZET
Değerlendirmekte olduğumuz karar, bir reklam filmine ilişkin senaryonun eser sahibinin izni olmaksızın kullanılması suretiyle fikri hakların ihlal edilmesini ve buna dayalı dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerini konu almaktadır.
Davacılar, davalının talebi üzerine bir reklam filminin senaryosunu hazırladıklarını, ancak daha sonra kendilerine ödenecek bedel konusunda davalı ile anlaşamadıklarını, davalının buna rağmen reklam senaryosunu kullandığını ve bu şekilde fikri haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Davalı taraf ise, reklam filminin senaryosunun kendi şirketinin çalışanları tarafından oluşturulduğunu, davacılar ile yalnızca reklam filminin yapımı için görüştüklerini fakat davacıların yüksek bir bütçe önermesi sebebiyle kendileri ile anlaşma sağlayamadıklarını belirtmiştir. İlk derece mahkemesi, yapmış olduğu inceleme sonucunda, reklam filminin senaryosunun davacılar tarafından meydana getirilen senaryo ile birebir aynı olduğunu tespit etmiş ve davalı şirketin davacılara ait bu senaryoyu kullanarak reklam filmi oluşturmasının davacıların işleme hakkını (FSEK m. 21), umuma arz hakkını (FSEK m. 14) ve adın belirtilmesi hakkını (FSEK m. 15) ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Karar, istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
İlk derece mahkemesinin mali haklar yönünden yapmış olduğu değerlendirmenin tartışmaya açık olduğu kanaatindeyiz.
İlgili Kanun Maddeleri: FSEK m. 8, FSEK m. 21
II. KARAR: Yargıtay 11. HD, T. 24.4.2025, E. 2024/4271, K. 2025/2798
“…KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının konut projelerinden “... Kadıköy” için reklam filmi senaryosu hazırlanması için tarafların anlaştığını, davalının tabeli üzerine davacı tarafından “... Yapı ... Kadıköy ... ... Bu ...” isimli reklam filmi senaryosu hazırlandığını, davacı tarafından hazırlanan reklam filmi senaryosunun davalı tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını ve çoğaltılarak umuma iletildiğini, tarafların fiyat konusunda anlaşamadığını, bu dönemde davacının senaryonun kendisine ait olduğunu belgelemek için 17.11.2017 tarihinde tasdik kaydı oluşturduğunu, “... ... Bu ...” sloganının davacı tarafından kullanıldığını ve bu slogan ile 17.03.2016 tarihinde itibaren .com uzantılı alan adı alındığını, davacının senaryosunun, davalı tarafından izinsiz ve hukuka aykırı şekilde televizyonda ve tüm sosyal medya platformlarında yayınlamaya başladığını, söz konusu ihlal nedeniyle davalı şirket yetkililerinin cezai sorumluluğu gündeme gelmiş olup yetkililer hakkında ceza davası açıldığını ileri sürerek öncelikle davalının kötüniyetli şekilde davacıya ait senaryoyu kullanarak gerçekleştirdiği eser haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilerek dava konusu senaryonun görselleştirilmiş hâllerinin kullanımının tedbiren engellenmesini, akabinde davalının ihlal niteliğindeki fiillerinin tespiti ile bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, tecavüzün ref'ini, tahkikat neticesinde davacının maddi manevi zararı ile belirsiz alacak davası olarak şimdilik 30.000,00 TL manevi tazminat ile yargılama sırasında saptanacak rayiç bedelin üç katı üzerinden belirlenecek telif tazminatının, karşı tarafın elde ettiği kârın, davacının yoksun kaldığı kârın ve uğramış olduğu maddi zararın şimdilik 70.000,00 TL'sinin haksız fiilin gerçekleştiği 09.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2017 Ekim ayı sonunda “... Kadıköy” konut projesinin lansmanı kapsamında bir reklam kampanyası yapılmasına karar verildiğini, bu reklam kampanyası için aralarında davacı şirketin de bulunduğu çeşitli yapım şirketleriyle görüşmelere başlandığını, müvekkil şirket tarafından üretilen senaryo üzerinden Kasım ayının ilk veya ikinci haftasında yayınlanmak üzere bir reklam filmi çekilmesi için davacı ve ilgili diğer şirketlerden teklifleri istendiğini, bu görüşmede müvekkil şirkete ait fikir ve senaryo açıklanarak davacı şirketten yalnızca bu senaryo ile reklam filminin kasting, çekim ve montajından ibaret “yapım” işlemleri için teklif istendiğini, zira temel fikir ve senaryonun zaten müvekkil şirket tarafından hazırlandığını, 14.11.2017 tarihinde ikinci bir toplantı daha yapıldığını, davacı tarafından tarif edilen senaryodan tümüyle farklı, konsept ve akışa uygun olmayan farklı versiyonları da içeren bir senaryo önerilip bildirilen bütçenin çok üzerinde olan 200.000,00 TL'yi bulan bir ücret istenmesi üzerine taraflar arasında herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, bunun üzerine müvekkil şirket adına...... Organizasyon Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasıyla 04.12.2017 tarihinde taleplere uygun şekilde anlaşıldığını, dava konusu senaryonun müvekkil şirket yetkilileri ve çalışanları tarafından geliştirildiğini, davacı tarafından sunulan reklam senaryosunun hazırlanan reklamdan farklı içerikte olduğunu, hak sahipliğini gösteren herhangi bir delil bulunmadığını, jenerik bir isim olan www.aradiginbuev.com internet sitesi faal olmayıp davacı tarafından satılmak üzere alınmış bir alan adı olduğunu, kullanılmayan bir alan adının davacıya bir hak sağlamasının mümkün olmadığını, daha önemlisi "... Bu ..." ve "... ... Bu ..." kalıpları benzerlikler taşısa da bütünüyle aynı kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı asıl ve davacı asılın yetkilisi olduğu davacı şirket arasında davalının ... Kadıköy konut projesi tanıtımı için reklam filmi senaryosu hazırlanması konusunda görüşmeler olduğu, bu görüşmeler neticesinde davacı tarafından reklam filmi senaryosu hazırlandığı, davacı tarafından sunulan reklam filmi senaryosunun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 2/1 hükmü anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacı tarafından yazılan senaryonun davalıya e-posta yoluyla gönderilmesi ve buna ilişkin tasdik onayı da dikkate alındığında davacının senaryo üzerinde hak sahibi olduğu, davacı tarafından sunulan senaryo ile davalı tarafından yayınlanan reklam filmi karşılaştırıldığında aynı olduklarının tespit edildiği, davacıların hak sahibi olduğu reklam senaryosunun davacılardan izin almaksızın birebir aynı şekilde kullanan davalının bu eyleminin FSEK'in 21. maddesi uyarınca işleme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, davalının bu eyleminin FSEK'in 21. maddesi uyarınca işleme hakkının ihlali niteliğinde olduğu ve yine davalının bu eyleminin manevi haklar bakımından FSEK'in 15. maddesi uyarınca adın belirtilmesi salahiyetinin ihlali ve 14. maddesi kapsamında umuma arz salahiyetinin ihlali niteliğinde olduğu bu sebeple davacıların maddi ve manevi tazminat talebinde haklı olduğu, diğer davacı şirketin ise davaya konu eser üzerinde manevi hak sahibi olmaması nedeniyle bu davacı yönünden manevi tazminat talebinin husumet yokluğundan reddi gerektiği, ayrıca taraflar arasında sözleşmesel ilişki kurulduğundan artık tecavüzün ref'i talebinde bulunulamayacağından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile toplam 513.300,00 TL maddi tazminatın 09.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat talebinin davalı şirket yönünden husumetten reddine, tecavüzün ref'i talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, eser sahipliğine dayalı tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.”
III. DEĞERLENDİRME
Değerlendirmekte olduğumuz karar, davacılar tarafından meydana getirilen reklam senaryosunun davalı şirket tarafından izinsiz şekilde kullanılarak bir reklam filmi oluşturulmasını ve bundan doğan uyuşmazlığı konu almaktadır.
Davalı taraf, reklam filminin senaryosunun kendi şirketinin çalışanları tarafından oluşturulduğunu, davacılar ile yalnızca reklam filminin yapımı için görüştüklerini ileri sürmüşse de ilk derece mahkemesi, yapmış olduğu inceleme sonucunda, reklam filminin senaryosunun davacılar tarafından meydana getirilen senaryo ile birebir aynı olduğunu tespit etmiştir.
İlk derece mahkemesi, davalı şirketin bu eyleminin davacıların reklam senaryosu üzerindeki işleme hakkını (FSEK m. 21), umuma arz hakkını (FSEK m. 14) ve adın belirtilmesi hakkını (FSEK m. 15) ihlal ettiğini belirtmiş ve bu kapsamda davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmiştir. Buna göre, bir senaryonun filme dönüştürülmesi ilk derece mahkemesi tarafından “işleme” faaliyeti olarak nitelendirilmiş olmaktadır. Kararın bu yönüyle tartışmaya açık olduğu kanaatindeyiz. Konuya ilişkin görüşümüzü aşağıda izah edeceğiz fakat öncelikle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun eser sahipliğine ilişkin hükümlerine değinmek isteriz.
Eser sahipliğine ilişkin genel kural FSEK m. 8/1’de düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise, işleme eser sahipliği ve sinema eser sahipliği ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
Bir veya birden çok eserden istifade edilerek meydana getirilen eserlere işleme eser, denir. İşleme eser üzerindeki hakların kullanılabilmesi için istifade edilen eser sahiplerinden izin alınması gerekmektedir. Ancak bu gereklilik onları işleme eserin sahibi yapmaz. İşleme eser, istifade edilen eserden farklı, yeni bir eserdir. İşleme eserin sahibi, başkasına ait eseri/eserleri işleyerek bu yeni eseri (işleme eseri) meydana getiren kişidir (FSEK m. 8/2).
Sinema eser sahipliği yönünden kanunda özel bir düzenlemeye yer verilmiş ve sinema eser sahibi olabilecek kişiler kanunda sınırlayıcı şekilde (kategori yöntemi) sayılmıştır. FSEK m. 8/3’e göre, bir sinema eserinin sahibi yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarıdır. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır. Reklam filmleri de FSEK m. 5 anlamında sinematografik eserlerden olduğu için FSEK m. 8/3’teki düzenleme reklam filmleri açısından da geçerlidir.
Somut olayı bu bilgiler çerçevesinde değerlendirecek olursak, ilk derece mahkemesi, davacıların işleme hakkının ihlal edildiğine karar verdiğine göre, meydana getirilen reklam filminin bir işleme eser olduğunu kabul etmektedir. O halde, FSEK m. 8/2 gereği, bu eserin sahibi davacılara ait senaryoyu işleyerek reklam filmini meydana getirenlerdir. Davacılar ise, yalnızca istifade edilen eserin (senaryonun) sahipleridir. Bunun isabetli bir yaklaşım olmadığı kanaatindeyiz. Zira ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu bu yorum genelleştirilecek olursa, bütün sinema filmlerinin işleme eser niteliği taşıdığının ve senaristlerin yalnızca istifade edilen eser sahibi olduğunun kabulü gerekir. Oysa, FSEK m. 8/3’te açıkça ifade edildiği üzere, senaryo ve diyalog yazarları, bu metinler esas alınarak meydana getirilen sinema eserinin sahibidirler. Dolayısıyla, somut olaydaki davacıların meydana getirilen reklam filminin sahipleri arasında olduğu kabul edilmelidir.
Karara ilişkin bu eleştirimiz teorik tutarlılığı sağlama amacının yanında pratik açıdan da önem arz etmektedir. Şöyle ki, davacıların reklam filmi üzerinde eser sahibi sıfatıyla fikri haklarının olduğu kabul edilecek olursa, davalının eylemi davacıların reklam filminin bütünü üzerindeki mali haklarının ihlali anlamına gelecektir. Bu durum, davacıların ileri sürdüğü parasal taleplerin hesaplanmasında etki edecektir. Sözgelimi, bir senaryonun işlenmesi için talep edilebilecek varsayımsal lisans bedeli ile bir reklam filminin umuma iletilmesi için istenebilecek varsayımsal lisans bedeli birbirinden farklı olacaktır. İlk derece mahkemesinin kararı, bu açıdan bakıldığında, senaryo yazarlarının aleyhine bir sonuç doğurmaktadır.
İzah olunan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin işleme hakkı yönünden yapmış olduğu değerlendirmenin isabetli olmadığı kanaatindeyiz.
* * *
Konuya ilişkin daha detaylı okuma için bkz. Tosun, Yalçın, Sinema Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları, 2. Baskı, İstanbul, 2013.
Av. Dr. Ozan Ali Yıldız
