İçeriğe atla
Fikri Mülkiyet Hukuku KronikleriDr. Ozan Ali YILDIZAvukat / Marka Vekili
← Kronikler
KronikFikri Mülkiyet HukukuSayı 30

Eser Sahibinin Ölümü Sonrasında Manevi Hakların İhlali Halinde Yakınlarının Manevi Tazminat Talebinin Hukuki Dayanağı

· Telif Hukuku, Kişiler Hukuku

I. ÖZET

Değerlendirmekte olduğumuz karar, murisi tarafından meydana getirilen eser üzerindeki fikri hakların ihlali karşısında davacının ihlalin önlenmesi, sona erdirilmesi ve bu ihlalden doğan maddi ve manevi zararın tazmini taleplerini konu almaktadır.

İlk derece mahkemesi, davalıların eylemlerinin, davacının miras yoluyla iktisap ettiği mali hakları ihlal ettiğini kabul etmiş ve FSEK m. 68 hükmüne dayanarak, davalıların rayiç bedelin iki katı tutarındaki bedeli davacıya ödemesine karar vermiştir. Buna karşılık, eserin yayımlanması sırasında, eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebini reddetmiştir. Karar Yargıtay tarafından da onanmıştır.

Somut olayda verilen karardan bağımsız olarak, manevi tazminat talebinin ret gerekçesinin yerindeliğinin tartışmaya açık olduğu kanaatindeyiz. Bu konuda bir sonuca varılmadan önce FSEK m. 19/2 ile eser sahibinin yakınlarına tanınan yetkinin hukuki arka planının değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.  

İlgili Kanun Maddeleri: FSEK m. 19

II. KARAR: Yargıtay 11. HD, T. 5.12.2022, E. 2021/7757, K. 2022/8635

“…Davacı vekili; davalıların, müvekkilin murisi...nın "İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları" adlı eserini müvekkilden izin almadan ve habersiz olarak "İslam Ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı" ismiyle tıpkı basım olacak şekilde yayınlandığını, eserin İTO tarafından basılıp çoğaltılarak piyasaya sürüldüğünü ileri sürerek piyasada bulunan dava konusu eserin satışının durdurularak toplatılmasına, yeniden basımının engellenmesine, maddi manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı İTO vekili; dava konusu eserin telif hakkını diğer davalı ... Üniversitesi ile arasında imzalanan “telif hakkı devir sözleşmesi” ile devraldıklarını, üniversitenin eserin yayın hakkına sahip olduğunu kendilerine bildirdiklerini, eser üzerinde bir hak iddia edildiğinde sorumluluğun İstanbul Üniversite’nde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Üniversitesi vekili; dava konusu eserin ilk defa İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin resmi yayını olan İktisat Fakültesi Mecmuası’nda merhum yazarın izin ve rızasıyla yayınlandığını, eserin tekrar gün yüzüne çıkartılmasında kamu yararı olduğu düşüncesiyle İstanbul Ticaret Odası’nın eseri tekrar basma taleplerinin kabul edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma ilamında da gerekçesi açıklandığı üzere, bozma öncesi bilirkişi heyeti tarafından "dava konusu eserin neşri eylemi nedeniyle eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişiklik yapılmadığı" şeklindeki tespit ve değerlendirme sonucunda FSEK 19/2 maddesi kapsamında aynı kanunun 14, 15 ve 16/3 maddelerinde belirtilen bir ihlalin bulunmadığı (HGK 28.05.2008 tarih ve 368/393 sayılı karar) gerekçesi ile manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, yine bozma öncesinde alınan bilirkişi raporunda "dava konusu eserin izinsiz olarak neşredilmesine karşın, eserin yayınlanma tarzı ve biçimi itibariyle kültür hayatına katkısı olduğuna dair" görüş ve değerlendirmeler bir arada değerlendirildiğinde, Fsek 78. maddesi uyarınca kararın ilan edilmesine ilişkin şartların da oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının murisine ait dava konusu eserin izinsiz olarak yayınlanması suretiyle davacının mali haklarının ihlali nedeniyle FSEK m.68 gereğince belirlenen rayiç bedelin takdiren iki katı olan 18.000,00 TL'nin 2011 Aralık tarihinden itibaren yürütülecek değişik oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminata yönelik istemin reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir…”

III. DEĞERLENDİRME

Değerlendirmekte olduğumuz karar, davacı tarafın murisi tarafından meydana getirilen bir eserin izinsiz şekilde yayımlanmasını konu almaktadır. İlk derece mahkemesi, davalıların bu eseri yayımlamak suretiyle davacının mirasçı sıfatıyla sahip olduğu mali hakları ihlal ettiğini kabul etmiş ve FSEK m. 68’e dayanarak rayiç bedelin iki katı tutarındaki bedelin davalılar tarafından davacıya ödenmesine hükmetmiştir. Buna karşılık, davacı tarafın manevi tazminat talebi reddedilmiştir. Mahkeme kararın gerekçesini şu şekilde açıklamıştır.

“...bozma ilamında da gerekçesi açıklandığı üzere, bozma öncesi bilirkişi heyeti tarafından "dava konusu eserin neşri eylemi nedeniyle eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişiklik yapılmadığı" şeklindeki tespit ve değerlendirme sonucunda FSEK 19/2 maddesi kapsamında aynı kanunun 14, 15 ve 16/3 maddelerinde belirtilen bir ihlalin bulunmadığı (HGK 28.05.2008 tarih ve 368/393 sayılı karar) gerekçesi ile manevi tazminat şartlarının oluşmadığı...”

Mahkemenin gerekçesine bakılırsa, eserin yayımlanması sırasında, eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişiklik yapılmadığı için eser sahibinin yakınları FSEK m. 19/2’ye dayanarak manevi tazminat talep edemeyecektir. Bu ifadenin aksinden anlaşılan, eğer eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişiklik yapılmış olsa idi, mahkemenin manevi tazminata hükmedeceğidir. Bu noktada, FSEK m. 19/2’ye dayanılarak manevi tazminat talep edilip edilmeyeceği ile ilgili bir tartışmaya değinmenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Kararda atıf yapılan FSEK m. 19, eser sahibinin ölümü sonrasında manevi hakların kullanılması ve korunması ile ilgili düzenlemeler getirmektedir. Anılan hükümde, eser sahibinin manevi hakları açısından ikili bir ayrım yapılmıştır. Eser sahibinin ölümü sonrasında, eserin umuma arz edilip edilmeyeceğini ve edilecekse bunun şeklini ve zamanını belirleme yetkisinin (FSEK m. 14/1) ve eserin eser sahibinin adı veya takma adıyla ya da adsız (anonim) olarak yayımlanmasına karar verme yetkisinin (FSEK m. 15/1) ne şekilde kullanılacağı FSEK m. 19/1’de düzenlenmiştir. FSEK m. 19/2, 3 ve 5 hükümlerinde ise; umuma arz eyleminin eser sahibinin şeref ve haysiyetini zedeleyecek şekilde gerçekleşmesi (FSEK m. 14/3), eserin kim tarafından meydana getirildiğinin ihtilaflı olması (FSEK m. 15/3) ya da eserde, eser sahibinin şeref ve haysiyetini zedeleyecek ya da eserin içeriğini veya hususiyetini bozabilecek değişiklikler yapılması (FSEK m. 16/3) halinde bu hakların kimler tarafından korunabileceği düzenlenmiştir. Değerlendirmekte olduğumuz kararda FSEK m. 19/2’ye atıf yapıldığı için hükmün ilgili kısmı ile ilgili açıklama yapmakla yetineceğiz.

Öğretide, manevi hakların eser sahibinin kendisine karşı bile korunacak bir sert çekirdeği bulunduğu kabul edilmektedir. FSEK m. 14/3, FSEK m. 15/3 ve FSEK m. 16/3’te düzenlenen yetkiler de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Kanun koyucu FSEK m. 19/2, 3 ve 5’te getirdiği düzenlemeler ile eser sahibinin ölümünden sonra dahi manevi hakların sert çekirdeğini korumayı amaçlamıştır.

FSEK m. 19/2’ye göre, eser sahibinin ölümünden sonra FSEK m. 14/3, FSEK m. 15/3 ve FSEK m. 16/3’te sayılan bu hakları, -sırasıyla- eser sahibinin sağ kalan eşi ile çocukları ve atanmış mirasçıları, ana - babası, kardeşleri; eser sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl süreyle “kendi namlarına” kullanılabilir. Bu kişilerden hiçbiri hayatta değilse veya kanun gereği sahip oldukları bu yetkiyi kullanmıyorlarsa, haklı bir menfaati bulunduğunu ispat etmesi kaydıyla mali hak sahipleri de bu hakları koruma yetkisine sahiptir (FSEK m. 19/3). Son olarak, eser sahibinin yakınları veya mali hak sahipleri bu yetkiyi kullanmıyorsa ya da eser sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl geçmişse ve söz konusu eser ülkenin kültür hayatı bakımından önem arz ediyorsa, FSEK m. 14/3, FSEK m. 15/3 ve FSEK m. 16/3’te sayılan yetkiler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kullanılır (FSEK m. 19/5).

FSEK m. 19 ile hükümde sayılan kişilere tanınan bu hakkın niteliği öğretide tartışmalıdır. Hakim olan görüşe göre, FSEK m. 19 ile eser sahibinin yakınlarına tanınan haklar, eser sahibinin haklarından bağımsız olup kanundan doğmaktadır. Bu görüşe göre, eser sahibinin yakınları bu hakları miras yoluyla değil aslen iktisap eder. Bu görüşün kabulü halinde, yine de tartışmaya açık olmakla birlikte, eser sahibinin yakınlarının FSEK m. 19/2’ye dayanarak manevi tazminat talebinde bulunabileceği söylenebilir.

Öte yandan, bizim de savunduğumuz görüşe göre, manevi hakların iç tabakasına yönelik koruma açısından dikkat çekici olan husus, bu amaçla sadece yakınların yetkilendirilmemiş olmasıdır. Koşulların gerçekleşmesi halinde, mali hak sahipleri veya Kültür ve Turizm Bakanlığı da bu yetkileri kullanabilecektir. Mali hak sahiplerine ve Bakanlığa tanınan yetkilerin yakınların hakları teorisi ile açıklanması mümkün gözükmemektedir. Burada öngörülen rejimin kişiliğin ölüm sonrası (postmortal) korunması kuramı kapsamında ele alınması daha doğru olacaktır. Kanaatimizce, bu hükümler, kişiliğin ölümle sona erdiği (TMK m. 28/1) yönündeki genel kuraldan bir sapma olarak görülmeli ve bu şekilde sınırlı bir alanda da olsa kişilik hakkına bir art etki tanındığı kabul edilmelidir. Bu görüşün kabulü halinde, FSEK m. 19/2, 3 ve 5 hükümleri ile kendilerine yetki tanınan kişilerin, eser sahibinin kişiliğini korumak amacıyla FSEK m. 66-67’te düzenlenen koruyucu davaları (saldırının önlenmesi ve sona erdirilmesi davaları) açabilecekleri fakat parasal talepler içeren davaları açamayacakları sonucuna ulaşılır. Çünkü kişiliğin ölüm sonrası (postmortal) korunması görüşüne göre, parasal talepler ölenin menfaatine hizmet etmeyeceği için ölen adına bu yetkiyi kullanan kişiler parasal taleplerde bulunamaz.

Bununla birlikte, eser sahibinin yakınlarının, FSEK m. 19’dan bağımsız olarak tazminat talebinde bulunabileceği kanaatindeyiz. Hatırayı koruma görüşüne göre, ölenin kişisel değerlerine yönelik saldırılar sağlığında onunla düzenli ve yoğun bir ilişki kurmuş olan kişilerin, yani yakınlarının kişilik hakkını ihlal edebilir. Bu durumda ölenin yakınları kendi kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle TMK m. 25’te düzenlenen talepleri ileri sürebilir. Bu görüş manevi hakların iç tabakasına yönelik ihlaller açısından da savunulabilir. FSEK m. 19’daki düzenlemenin varlığı bu görüşün savunulmasına engel oluşturmaz. Buna göre, manevi hakların iç tabakasına yönelik saldırılar karşısında, eser sahibinin yakınları -FSEK m. 19/2, 3 ve 5 hükümlerinden tümüyle bağımsız şekilde- kendi kişilik haklarının ihlalini gerekçe göstererek hukuki taleplerde bulunabilmelidir.

* * *

Konuya ilişkin daha detaylı okuma için bkz. Ateş, Mustafa, “Manevi Hakların Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Kullanılması: FSEK Madde 19 Üzerine Bir Tedkik”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 78, S. 3, 2020, s. 1279-1322; Serozan, Rona, “Doğum Öncesi (Prenatal) ve Ölüm Sonrası (Postmortal) Kişiliğin Korunması”, Prof. Dr. Tuğrul Ansay’a Armağan, Ankara, 2006, s. 313-324; Yıldız, Ozan Ali, “Eser Sahibinin Ölümü Sonrasında Manevi Hakların Kullanılması ve Korunması”, Hukuk ve Sanat (Ed. Yener Ünver / Özlem Yenerer Çakmut), 7. Baskı, Ankara, 2023, s. 573-587.

Av. Dr. Ozan Ali Yıldız

Paylaş