Başkasına Ait Bir Eserin Adının Marka Olarak Tescil Edilmesinin Kötüniyetli Marka Tescili ve Telif Hakkı İhlali Çerçevesinde Değerlendirilmesi
I. ÖZET
Değerlendirmekte olduğumuz karar, telif hakkı davacı şirkete ait olan sinema filminin adının davalı tarafından marka olarak tescil ettirilmesi karşısında davacı tarafın YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebini konu almaktadır.
Davacı şirket, “Men in Black” adlı sinema filminin telif hakkını elinde bulundurmaktadır. Davalı taraf, söz konusu sinema filminin adını marka olarak tescil ettirmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Davacı, bu başvuruya itiraz etmiş fakat itiraz reddedilerek marka tescil edilmiştir. Bunun üzerine davacı, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi, davacının talebini haklı görmüş ve davalının yapmış olduğu marka başvurusunun davacının fikri haklarını ihlal ettiğini ve davalının kötüniyetli bir marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar vermiştir. İstinaf ve temyiz aşamalarında bu kararın hukuka uygun olduğuna karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
İlk derece mahkemesinin kötüniyetli marka başvuruna ilişkin tespitinin isabetli olduğu kanaatindeyiz. Telif hakkı ihlaline dayalı değerlendirme açısından ise, kararın yeterli açıklığı içermediğini belirtmek isteriz. Karar metni, bir sinema filminin adının marka olarak tescil edilmesinin her durumda telif hakkı ihlaline neden olacağı gibi bir izlenim oluşturmaktadır ki bu hatalı bir yargı olur. Bu sonuca ulaşılabilmesi için sinema filminin adının eserin bütününden bağımsız şekilde değerlendirildiğinde dahi eser sahibinin hususiyetini taşıması gerekir.
İlgili Kanun Maddeleri: SMK m. 6/6, SMK m. 6/9
II. KARAR: Yargıtay 11. HD, T. 8.4.2025, E. 2024/4146, K. 2025/2253
“…I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1919 yılında kurulmuş ve sinema-televizyon sektöründe faaliyet gösteren dünyanın önde gelen şirketlerinden olduğunu, ilk kez 1934 yılında yayımlanan ve Lowell Coningham’a ait kitap olan “Men In Black” adlı çizgi romandan esinlenerek “Men in Black” adlı sinema eserinin beyaz perdeye uyarlanmasını sağladığını, sinema eseri olan “Men in Black”in 1997 yılında gösterime girdiğini, dünya genelinde de “Men in Black” filminin fenomen olduğunu, milyonlarca kişi tarafından izlendiğini, en iyi makyaj dalında Oscar Ödülü aldığını, başka mecralarda da birçok ödül kazandığını, “Men in Black” ve ibarenin baş harflerinin kısaltması ile oluşturulan “MIB Men in Black” ibareli markaların müvekkili adına birçok ülkede de tescilli olduğunu, “Men In Black” ibaresinin sinema eserinin adı ve görsel unsuru olduğunu, “Men in Black” (Siyah Giyen Adamlar) ve ibarenin baş harflerinden oluşan (M)en (I)n (B)lack ile “MIB Men in Black” ibareli markaları taşıyan tekstil ürünleri başta olmak üzere, tişörtler, şapkalar, gözlükler, oyuncaklar, bardaklar ve diğer promosyon malzemelerinin yaygın ve yoğun olmak üzere kullanıldığını, davalı gerçek kişinin marka başvurusuna itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markasının neredeyse aynısı olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı M… Y… cevap dilekçesi sunmamıştır
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişme konusu “Men in Black” ibaresinin Columbia Pictures Industries Inc tarafından bir eser sözleşmesi kapsamında yaratıldığı, bu hususun itiraz sahibi şirketin itiraz beyanında sunmuş olduğu Amerika Birleşik Devletleri otoriteleri tarafından imzalanmış telif hakkı sözleşmesinde sunulduğu, itiraz sahibi şirketin, ayırt edici / özgün nitelikte eser olarak değerlendirilebilecek, 1997 yapımı “Men in Black” filmi üzerinde telif hakkının bulunduğu, davacının sinema eseri olarak telif hakkı sahibi olduğu “Men in Black” adlı eserin isminin ve yine davacının tişört ve şapka gibi tekstil ürünü, gözlük, oyuncak, bardak ve diğer promosyon malzemelerinin piyasaya sürdüğü ürün isminin aynısı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ya da iltibas oluşturan benzerinin marka olarak Türkiye'de seçilip başvurusunun yapılmasının tesadüf olmadığı, davalının daha önce de “MIBMENINBLACK” ibaresini marka olarak başvurduğu, davalının başkalarına ait markaların aynılarını da bulup Türkiye'de tescil ettirmeye çalıştığı, bu durumun kötüniyet göstergesi sayıldığı, gerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6. maddesindeki davacının sinema eserinden kaynaklı fikri hakkı gerekse de kötüniyet varlığına bağlı SMK'nın 6/9. maddesindeki ihlale bağlı nisbi ret sebebi oluştuğundan aksi yöndeki YİDK kararı hatalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 2020-M-6492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/21318 sayılı markanın da hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Men in Black” ibaresinin davacı tarafından yaratıldığı, ibarenin ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı gerçek kişi tarafından tesadüfen seçilip başvuru konusu yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı gerçek kişinin davacının işbu markasından ve eserinden haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı gibi daha önce de benzer marka başvurusu yaptığı, davalının marka tescil başvurusu sırasında ibarenin davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
08.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.”
III. DEĞERLENDİRME
Değerlendirmekte olduğumu karar, “Men in Black” adlı sinema filminin adının, telif hakkı sahibi dışında üçüncü bir kişi tarafından marka olarak tescil ettirilmesinden kaynaklanan uyuşmazlığı konu almaktadır.
Davacı şirket, “Men in Black” adlı sinema filminin telif hakkını elinde bulundurmaktadır. Davalı taraf, söz konusu sinema filminin adını marka olarak tescil ettirmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunmuş ve davacının bu başvuruya itiraz etmesine rağmen TürkPatent, markanın tesciline karar vermiştir. Bunun üzerine davacı, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi, “…gerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6. maddesindeki davacının sinema eserinden kaynaklı fikri hakkı gerekse de kötüniyet varlığına bağlı SMK'nın 6/9. maddesindeki ihlale bağlı nisbi ret sebebi oluştuğundan aksi yöndeki YİDK kararı hatalı olduğu gerekçesi ile…” ile davanın kabulüne karar vermiştir. İstinaf ve temyiz aşamalarında bu kararın hukuka uygun olduğuna karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
İlk derece mahkemesinin davalının başvurusunu -SMK m. 6/9 anlamında- kötüniyetli marka başvurusu olarak nitelendirmesinin ve bu gerekçeyle markanın hükümsüzlüğüne karar vermesinin isabetli olduğu kanaatindeyiz. Zira tanınmış bir sinema filminin adının marka olarak tescil ettirilmesi, marka hakkı sahibinin söz konusu sinema filminin tanınmışlığından ve itibarından haksız bir yarar sağlanması sonucunu doğuracaktır. Bu tür bir başvurunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Böyle bir durumda, SMK m. 6/9 gereği, marka başvurusunun reddedilmesi; marka halihazırda tescil edilmişse, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekir.
SMK m. 6/6 kapsamında yapılan incelemenin ise, kararda yeterli açıklıkta izah edilmediği kanaatindeyiz. İlk derece mahkemesinin kararında, “Men in Black” adlı sinema filminin “ayırt edici / özgün” nitelikte bir eser olduğu ve davacı şirketin bu sinema filmi üzerinde telif hakkı sahibi olduğu belirtilmiştir. Akabinde, davalının “Men in Black” ibaresini marka olarak tescil ettirmesinin “davacının sinema eserinden kaynaklı fikri hakkı”nı ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkemenin gerekçesine bakıldığında, bir sinema filminin adının marka olarak tescil edilmesinin her durumda telif hakkı ihlaline neden olacağı gibi bir izlenim oluşmaktadır. Bu noktada, telif hukukunun sinema filmine sağladığı koruma ile sinema filminin adına sağladığı koruma arasındaki ayrımın açıklığa kavuşturulması gerekir.
Eserin adı, eserin bir parçasıdır. FSEK m. 13/2’de ifade edildiği üzere, eser sahibine tanınan hak ve yetkiler eserin parçalarını da kapsar. Ancak eser parçalarının telif hukuku kapsamında korunabilmesi için bunların eserin bütününden ayrıldıklarında da eser sahibinin hususiyetini taşımaları gerekir. Eserin sıradan parçaları bu kapsamda korunmaz. Aksi halde bir eserde yer alan her bir kelime, her bir görsel veya her bir ses üzerinde eser sahibine tekelci bir hak tanınmış olur ki bu sonuç telif hukukunun amacı ile bağdaşmaz. Sözgelimi, bir sinema filminin adı sıradan biz kelime veya kelimelerden oluşuyorsa, başka bir deyişle eserin adı özgün nitelikte değilse, eserin bütününden ayrıldığında telif hukuku kapsamında korunmayacaktır.
Bir eser adının marka olarak tescil edilmesi halinde eserin adı, eserin bütününden ayrılarak, eserin bütününden bağımsız şekilde kullanılmış olur. O halde, bu tür bir marka başvurusunun telif hakkı ihlali gerekçesiyle reddedilebilmesi için söz konusu eser adının sahibinin hususiyetini taşıyor (özgün) olması gerekir.
İlkesel olarak, eser adlarının eserin bütününden bağımsız olarak korunabileceğini kabul etmekle birlikte az sayıda kelime veya rakam içeren bu metinlerin eser sahibinin hususiyetini yansıtmasının kolay olmadığını da belirtmek isteriz. Zira bu tür kısa metinlerde özgün bir kompozisyon ve ifade şekli ortaya koymak güçlük gösterir. Ancak denebilir ki; beklenmedik metaforlar, alışıldık olmayan tamlamalar veya eser sahibinin yarattığı (ex nihilo) kelimeler ya da isimlerden oluşan eser adları, kompozisyon veya ifade şekli açısından özgün bir niteliğe sahip olacağı için bunların telif hukuku kapsamında korunma ihtimali daha yüksektir.
Somut olayda uyuşmazlığa neden olan “Men in Black” ifadesinin bu anlamda sahibinin hususiyetini gösteren bir eser adı olup olmadığı bu yazının konusu değildir. Bu değerlendirmenin konunun uzmanı bilirkişiler tarafından yapılması daha uygun olacaktır. Ancak karar metnine bakıldığında bu hususun yeterli derecede irdelenmediği izlenimi oluşmaktadır. İlk derece mahkemesi, “Men in Black” ifadesinin özgün bir eser adı olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirmede bulunmamıştır (veya bu değerlendirme yapıldıysa bile karar metninde buna yer verilmemiştir). Kararın bu yönüyle eleştiriye açık olduğu kanaatindeyiz.
* * *
Konuya ilişkin daha detaylı okuma için bkz. Yıldız, Ozan Ali, “Telif Hakkına Dayalı Marka Tescil İtirazı”, Prof. Dr. Ali Necip Ortan’a Armağan, Cilt II, İstanbul, 2020, s. 2415-2443; Yıldız, Ozan Ali, “Telif Hukuku ve Haksız Rekabet Hukuku Çerçevesinde Eser Adlarının Korunması”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 26, S. 2, 2020, s. 1371-1387.
Av. Dr. Ozan Ali Yıldız
